İçeriğe geç

TCK m.191 · GÖREVLİ: ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

Uyuşturucu Kullanma Suçu (TCK 191): Erteleme, Denetim ve Savunma

Kullanmak için madde satın alma, bulundurma ve kullanmanın cezası; zorunlu erteleme, denetimli serbestlik ve tedavi, ihlalin sonuçları ve ticaret suçundan ayrım.

Av. Umut Tekin
Yayın:

KISA CEVAP

Kullanmak için uyuşturucu satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak TCK m.191'de düzenlenir ve cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. İlk soruşturmada savcılık, CMK m.171'deki şartları aramadan beş yıl süreyle kamu davasının açılmasını erteler; bu süre içinde en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır. Yükümlülüklere ısrarla uyulmazsa ya da yeniden madde kullanılırsa dava açılır. Dosyaya asliye ceza mahkemesi bakar; asıl risk, olayın ticaret (TCK m.188) olarak nitelendirilmesidir.

Suç neyi kapsar

TCK m.191/1 dört seçimlik hareket sayar: kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve maddeyi kullanmak. Bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Kullanma fiili 2014'te 6545 sayılı Kanunla ayrıca suç olarak yazıldı; bu nedenle üzerinde hiç madde bulunmayan bir kişi hakkında da yalnızca pozitif çıkan bir tahlil sonucuna dayanılarak soruşturma açılabiliyor.

Maddenin "kullanmak için" alınmış ya da bulundurulmuş olması, suçu ticaretten ayıran unsurdur. Kişi maddeyi bir başkasına vermek, satmak veya ortak kullanım için dağıtmak amacıyla taşıyorsa artık m.191'den değil, cezası çok daha ağır olan m.188'den söz edilir.

Uygulamada bu dosyalar çoğunlukla üç yoldan başlar: yol kontrolünde veya parkta yapılan üst araması, bir başka soruşturmada telefon kayıtlarında adın geçmesi ve hastaneye ya da karakola başka bir nedenle gelinmesi üzerine yapılan tahlil. Hangi yoldan gelindiğine göre savunmanın ilk bakacağı yer de değişir.

Suçun unsurları

  • Konu: Uyuşturucu veya uyarıcı madde. Maddenin ne olduğu kriminal laboratuvar ya da Adli Tıp raporuyla belirlenir. Rapor yoksa ya da ele geçen madde uyuşturucu çıkmazsa bulundurma suçu oluşmaz.
  • Fiil: Satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma.
  • Amaç: Kişisel kullanım. Kanun bir miktar sınırı koymaz; amaç, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.
  • Kast: Kişi elindekinin uyuşturucu olduğunu bilmeli ve fiili isteyerek yapmalıdır.

Okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane gibi yerlerin sınırına iki yüz metreden yakın umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır (m.191/10). Bu fıkra 2015'te 6638 sayılı Kanunla eklendi ve mesafenin ölçümle, krokiyle tespit edilmesi gerekir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi

m.191'i ceza hukukunun geri kalanından ayıran hüküm ikinci fıkradadır. Bu suçtan başlatılan soruşturmada savcılık, şüpheli hakkında CMK m.171'deki genel şartları aramadan beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. Yani savcının burada bir takdir alanı yoktur; ilk dosyada erteleme kanunun emridir.

Savcı, kararla birlikte şüpheliyi erteleme süresinde uyması gereken yükümlülükler ve bunlara aykırı davranmanın sonuçları konusunda uyarır. 7445 sayılı Kanunla (Resmî Gazete, 5 Nisan 2023) eklenen cümleye göre erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. Bu bildirim, erteleme süresinde kişinin yeniden kontrole takılması hâlinde kaydın hemen görülmesine yol açar.

Erteleme bir mahkûmiyet değildir ve adli sicil kaydına mahkûmiyet olarak işlenmez. Ancak süre bitene kadar dosya kapanmış sayılmaz. Bu süre boyunca dava zamanaşımı da işlemez (CMK m.171/4).

Denetimli serbestlik ve tedavi süreci

Erteleme süresi içinde şüpheli hakkında en az bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra bu süre, altışar aylık dönemler hâlinde en fazla iki yıl daha uzatılabiliyor. Gerekirse kişi hakkında tedavi de uygulanır. Savcılık, kişiyi yılda en az iki kez madde kullanıp kullanmadığının tespiti için ilgili kuruma gönderir (m.191/3).

Uygulamada süreç kabaca şöyle ilerliyor: Erteleme kararı denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilir, kişi çağrılır, kendisi için bir program belirlenir. Bu program görüşmeler, eğitim veya rehberlik oturumları, gerektiğinde bir sağlık kuruluşunda tedavi ve belirli aralıklarla yapılan idrar testlerinden oluşur.

AŞAMA 1

Erteleme kararı

Savcılık beş yıllık erteleme kararı verir, yükümlülükleri ve sonuçlarını bildirir; karar kolluğa da iletilir.

AŞAMA 2

Denetim dönemi

En az bir yıl süren denetimli serbestlik; görüşmeler, gerekirse tedavi, yılda en az iki test. Süre altışar aylık dönemlerle iki yıla kadar uzatılabilir.

AŞAMA 3

Beş yılın sonu

İhlal yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir (m.191/7). İhlal varsa kamu davası açılır (m.191/4).

Denetim bitti, erteleme bitmedi

Denetimli serbestlik süresinin dolması, beş yıllık erteleme süresinin de dolduğu anlamına gelmez. Denetim bittikten sonra, ama beş yıl dolmadan madde satın alma, bulundurma veya kullanma, yine kamu davası açılmasına yol açar.

Yükümlülüklere aykırılık ve davanın açılması

m.191/4'e göre erteleme süresi içinde şu hâllerden biri gerçekleşirse kişi hakkında kamu davası açılır:

  • Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
  • Kullanmak için yeniden uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması.

Kanunun kullandığı kelime "ısrar"dır. Tek bir randevunun kaçırılması, mazeretli bir devamsızlık ya da bir kez geç kalınması kendi başına ısrar sayılmaz; aykırılığın tekrarlanması ve kişinin uyarılmasına rağmen sürmesi aranır. Bu yüzden ihlal gerekçesiyle dava açıldığında ilk incelediğimiz şey, denetimli serbestlik müdürlüğünün tuttuğu kayıtlar ve kişiye yapılan uyarıların tebliğ edilip edilmediğidir. Mazeret belgelerinin (hastane raporu, işyeri yazısı, askerlik gibi) zamanında müdürlüğe sunulması bu noktada sonucu değiştirebilir.

Testte madde çıkması ise "ısrar" şartına bağlı değildir. Erteleme süresi içinde kullanımın tespit edilmesi tek başına dava açılması sonucunu doğurur.

Erteleme süresi içinde işlenen yeni bir m.191 fiili, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz; dördüncü fıkradaki ihlal olarak değerlendirilir (m.191/5). Dava bir kez açıldıktan sonra kişi yeniden aynı suçu işlerse, bu kez erteleme hükmü uygulanmaz (m.191/6).

Dava açılırsa: HAGB, erteleme ve ceza

Kamu davası açıldığında mahkeme, iki yıldan beş yıla kadar hapis aralığında ceza belirler. Alt sınır iki yıl olduğu için hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) ve hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51) çoğu dosyada gündeme gelebilir. HAGB için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması ve mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gibi şartlar aranır.

m.191/9, maddede hüküm bulunmayan hâllerde CMK m.171 ve m.231'in uygulanacağını söyler. Pratikte bu, kovuşturma aşamasındaki HAGB'nin genel kurallara göre değerlendirileceği anlamına gelir.

Başka bir ihtimal daha var: İddianame m.188 (ticaret) veya m.190 (kullanmayı kolaylaştırma) üzerinden düzenlenmiş olsa da mahkeme yargılama sonunda fiilin yalnızca m.191 kapsamında kaldığını görürse, m.191/8 uyarınca bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verir.

TCK M.191 ÖZET TABLO
KonuDüzenlemeDayanak
Temel ceza2 yıldan 5 yıla kadar hapism.191/1
İlk soruşturma5 yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi (zorunlu)m.191/2
Denetimli serbestlikEn az 1 yıl; altışar aylık dönemlerle en fazla 2 yıl uzatmam.191/3
TestYılda en az iki kezm.191/3
Dava açılma nedenleriYükümlülüklere ısrarla aykırılık, yeniden temin veya bulundurma, kullanmam.191/4
Sorunsuz geçen süreKovuşturmaya yer olmadığı kararım.191/7
200 metre kuralıCeza yarı oranında artırılırm.191/10
Etkin pişmanlıkTedarikçiyi bildirme veya tedaviye başvurma hâlinde ceza verilmezm.192/2, m.192/4

Ticaret suçundan (TCK m.188) ayrım ölçütleri

Ülke içinde satma, verme veya bulundurma şeklindeki uyuşturucu ticaretinin cezası on yıldan az olmamak üzere hapistir ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür. m.191 ile arasındaki fark bu kadar büyük olduğu için nitelendirme, dosyanın en önemli sorusudur. Mahkemeler tek bir ölçüte bakmaz; aşağıdakiler birlikte değerlendirilir:

  • Maddenin miktarı ve saflığı, kişinin kullanım alışkanlığıyla orantılı mı?
  • Madde tek parça mı, yoksa satışa hazır küçük paketlere mi bölünmüş?
  • Hassas terazi, boş kilitli poşet, açıklanamayan nakit gibi eşyalar var mı?
  • Kişinin kullanıcı olduğu tahlil, tedavi kaydı veya tanık beyanıyla destekleniyor mu?
  • Telefon yazışmaları, fiziki takip veya alıcı beyanı bir satış ilişkisini gösteriyor mu?

Az miktar, ticaret iddiasını tek başına ortadan kaldırmaz. Bir arkadaşa tek bir sigaralık maddeyi vermek bile kanunda "başkasına verme" olarak sayılır. Tersine, birkaç aylık ihtiyacı karşılayacak miktarın bulunması da tek başına satış kastını kanıtlamaz; ticaret kastının şüpheye yer bırakmayacak delillerle ortaya konması gerekir. Konunun ticaret tarafını uyuşturucu ticareti suçu sayfamızda ayrıca anlattık.

VARSAYIMSAL ÖRNEK

Karşıyaka'da sahil yolunda yapılan bir kontrolde bir gencin cebinde 2 gram esrar ve bir sarma kâğıdı bulunuyor. İdrar testi pozitif, telefonunda satış yazışması yok.

Bu tablo m.191'in tipik görüntüsüdür ve ilk soruşturmada erteleme kararı beklenir. Aynı miktar altı ayrı paket hâlinde ve yanında bir terazi ile bulunmuş olsaydı, savcılığın m.188 üzerinden iddianame düzenlemesi ihtimali belirgin biçimde artardı.

Arama, idrar ve kan tahlili

Bu dosyalarda delil çoğunlukla iki işlemden gelir: üst veya araç araması ve vücuttan alınan örnek. İkisinin de kendine ait bir usulü var.

Arama: Adli arama CMK m.116–119'a tabidir. Makul şüphe gerekir; karar kural olarak hâkimden, gecikmesinde sakınca varsa savcıdan, savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emrinden alınır. Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amirinin emriyle arama yapılamaz. Suç önlemeye yönelik önleme araması ise ayrı bir hukuki rejime (2559 sayılı Kanun m.9) tabidir; önleme araması sırasında rastlantı sonucu bulunan bir madde için tutanağın nasıl düzenlendiği ayrıca incelenmelidir. Arama ve el koyma tutanaklarındaki saat, imza ve miktar bilgisinin laboratuvar raporuyla uyumu, dosyada ilk bakılan yerlerdendir.

Tahlil: Şüphelinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örnek alınması CMK m.75'e göre kural olarak hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı kararıyla yapılır. Savcının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; onaylanmayan kararla elde edilen delil kullanılamaz. Örnek, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesi yoksa ve bir hekim ya da sağlık mesleği mensubu tarafından alınabilir. Uygulamada kişiden "rızası" alınarak idrar örneği istendiği sık görülür; rızanın gerçekten serbest iradeyle verilip verilmediği ve tutanağa nasıl geçtiği savunma açısından tartışılabilecek bir noktadır.

Denetimli serbestlik süresince yapılan testler ise kanunun öngördüğü yükümlülüğün parçasıdır ve ayrı bir karar gerektirmez. Bu testlerde örneğin alınışı, numunenin kime ait olduğunun güvence altına alınması ve doğrulama analizinin yapılıp yapılmadığı önemlidir.

Hukuka aykırı arama veya örnek alma ile elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Ayrıntılar için arama ve el koyma ile hukuka aykırı delil yazılarımıza bakabilirsiniz.

Etkin pişmanlık (TCK m.192)

Kullanıcı açısından iki ayrı etkin pişmanlık hükmü vardır:

  • Tedarikçiyi bildirme (m.192/2): Kullanmak için madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar haber almadan önce maddeyi kimden, nerede ve ne zaman aldığını bildirir ve bu bilgi faillerin yakalanmasını ya da maddenin ele geçirilmesini sağlarsa cezaya hükmolunmaz.
  • Tedaviye başvurma (m.192/4): Madde kullanan kişi, soruşturma başlamadan önce tedavi ettirilmek için resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurursa hakkında ceza verilmez. Bu başvuruyu öğrenen kamu görevlileri ve sağlık mesleği mensupları, kişiyi suç bildirimi yükümlülüğü kapsamında ihbar etmekle yükümlü değildir.

İki hükümde de zamanlama belirleyicidir. Kontrolde yakalandıktan sonra yapılan tedavi başvurusu m.192/4'ün sonucunu doğurmaz, ama denetimli serbestlik sürecinde tedaviye uyum açısından yine anlam taşır. Etkin pişmanlığın genel çerçevesi için etkin pişmanlık yazımıza bakabilirsiniz.

Görevli mahkeme ve kanun yolu

m.191'in üst sınırı beş yıl olduğu için dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Suç uzlaştırma kapsamında değildir; şikâyete de bağlı değildir. Temel hâlde dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m.66/1-e); erteleme süresi içinde zamanaşımı işlemez.

Hükme karşı istinaf süresi, 7499 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra iki haftadır. HAGB kararına karşı ise kanun yolu itirazdır ve itiraz süresi de iki haftadır (CMK m.268). Süreleri hesaplamak için süre hesaplama aracını kullanabilirsiniz.

Bir İzmir ceza avukatı olarak bu dosyalarda en çok vakit ayırdığımız konu, olayın m.191'de mi kalacağı yoksa m.188'e mi kayacağıdır. İkinci sıklıkla, denetimli serbestlik sürecinde yaşanan aksaklıkların "ısrar" sayılıp sayılmayacağı tartışmasıyla karşılaşıyoruz.

Sık sorulan sorular

İlk kez yakalanan kişi cezaevine girer mi?

İlk soruşturmada kanun, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesini zorunlu kılar. Bu nedenle ilk dosyada doğrudan dava açılması beklenmez. Olayın ticaret olarak nitelendirildiği durumlar ise bunun dışındadır.

Denetimli serbestlik randevusunu kaçırırsam dava açılır mı?

Kanun yükümlülüklere aykırılıkta ısrar arar. Tek bir mazeretli devamsızlık tek başına yeterli sayılmamalıdır. Yine de mazeret belgesini vakit geçirmeden müdürlüğe sunmak gerekir. Testte madde çıkması ise ısrar şartına bağlı olmadan dava açılmasına yol açar.

Erteleme kararı sicilime işlenir mi?

Erteleme bir mahkûmiyet kararı değildir. Beş yıl sorunsuz geçerse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Bununla birlikte karar, adli makamların erişebildiği kayıtlarda tutulur ve kolluğa da bildirilir.

Arkadaşımla birlikte kullanmak için aldığım madde ticaret sayılır mı?

Maddenin bir kısmının başkasına verilmesi, kanunda "başkasına verme" olarak sayıldığı için m.188 tartışmasını doğurabilir. Ortak kullanım iddiası, olayın tüm ayrıntılarıyla birlikte değerlendirilir.

İdrar testi vermek zorunda mıyım?

Vücuttan örnek alınması CMK m.75'teki usule bağlıdır: hâkim kararı, gecikmesinde sakınca varsa savcı kararı ve hâkim onayı. Denetimli serbestlik sürecindeki testler ise erteleme kararının yükümlülükleri arasındadır.

Kaynaklar

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.51, m.66, m.188, m.191, m.192 – mevzuat.gov.tr
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.75, m.116, m.119, m.171, m.231, m.268, m.273 – mevzuat.gov.tr
  • 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.9 – mevzuat.gov.tr
  • 7445 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 5 Nisan 2023), 6545 sayılı Kanun (2014), 6638 sayılı Kanun (2015)
Av. Umut Tekin

YAZAR

Av. Umut Tekin

İzmir Barosu · Sicil No: 17343 · Mesleki bilgiler

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir. Her dosyanın delil durumu ve usul özellikleri farklıdır; somut bir olayda sonuç, dosyanın kendi koşullarına göre değerlendirilir.

Telefonla ara · 0533 593 99 21 WhatsApp ile yaz