İçeriğe geç

TCK m.103 · GÖREVLİ: AĞIR CEZA MAHKEMESİ (SARKINTILIKTA ASLİYE CEZA)

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu (TCK 103): Cezalar ve Yargılama Süreci

TCK m.103'teki ceza aralıkları ve nitelikli hâller, şikâyet ve zamanaşımı kuralları, ÇİM'de ifade alma, mağdur beyanının değerlendirilmesi ve m.104 ile ayrım.

Av. Umut Tekin
Yayın:

KISA CEVAP

Çocuğun cinsel istismarı TCK m.103'te düzenlenir. Temel hâlin cezası sekiz yıldan on beş yıla kadar hapistir; mağdur on iki yaşını tamamlamamışsa alt sınır on yıldır. Fiil vücuda organ veya sair bir cisim sokularak işlenmişse ceza on altı yıldan, on iki yaş altında on sekiz yıldan az olamaz. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma yapılamaz. Dava ağır ceza mahkemesinde görülür; yalnızca sarkıntılık düzeyinde kalan fiiller kural olarak asliye ceza mahkemesinin görevindedir.

Suç neyi kapsar

TCK m.6/1-b'ye göre on sekiz yaşını doldurmamış her kişi çocuktur. TCK m.103/1 ise çocuğa yönelik cinsel davranışları iki gruba ayırır:

  • 103/1-a: On beş yaşını tamamlamamış ya da tamamlamış olsa da fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış.
  • 103/1-b: Diğer çocuklara, yani on beş ile on sekiz yaş arasındaki çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar.

Bu ayrımın sonucu açıktır: On beş yaşından küçük çocuğun "rızası" hukuken geçerli kabul edilmez ve suçun oluşmasını engellemez. On beş yaşını tamamlamış çocuklarda ise cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen bir neden yoksa, fiil m.103 kapsamında değil, aşağıda anlatılan m.104 kapsamında değerlendirilir.

Bu sayfada yalnızca hukuki çerçeveyi ve yargılama sürecini anlatıyoruz. Bu dosyalarda bir yanda çocuğun korunması, diğer yanda suçlanan kişinin masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı vardır. Kanun ve usul kuralları bu iki değerin birlikte korunması için konmuştur.

Cezalar ve nitelikli hâller

Madde metni 2016'da 6763 sayılı Kanunla bugünkü hâlini almıştır. 2024–2026 yıllarında yapılan 7499, 7531, 7550, 7571 ve 7593 sayılı Kanunlarla m.103'ün ceza aralıklarında bir değişiklik yapılmamıştır.

TCK M.103 CEZA ARALIKLARI
FıkraDurumYaptırım
103/1Temel hâl8 yıldan 15 yıla kadar hapis
103/1Fiilin sarkıntılık düzeyinde kalması3 yıldan 8 yıla kadar hapis
103/1Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olmasıAlt sınır istismarda 10 yıl, sarkıntılıkta 5 yıl
103/2Vücuda organ veya sair bir cisim sokulması16 yıldan az olmamak üzere hapis; 12 yaş altında 18 yıldan az olamaz
103/3Birden fazla kişiyle; toplu yaşam ortamının kolaylığından yararlanarak; üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımı, üvey ebeveyn, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından; vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren veya koruma, bakım, gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından; kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarakCeza yarı oranında artırılır
103/4103/1-a'daki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da 103/1-b'deki çocuklara karşı silah kullanılarakCeza yarı oranında artırılır
103/5Kullanılan cebir ve şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açmasıAyrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır
103/6Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümüAğırlaştırılmış müebbet hapis

"Sarkıntılık" kanunda tanımlanmamıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında ani ve kesintili, süreklilik göstermeyen bedensel temas içeren davranışlar bu kapsamda değerlendirilir. Fiilin sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı hem cezayı hem görevli mahkemeyi değiştirdiği için dosyadaki en temel tartışmalardan biridir.

Mağdurun yaşı da sonucu doğrudan etkiler. Nüfus kaydıyla yaşa itiraz edilen veya kayıt şüpheli görünen dosyalarda kemik yaşı tespiti gibi tıbbi incelemeler istenebilir. On iki ve on beş yaş eşikleri bu yüzden her dosyada ayrıca kontrol edilir.

Şikâyet, uzlaşma ve zamanaşımı

Çocuğun cinsel istismarı şikâyete bağlı değildir. Soruşturma, ihbarın veya suç şüphesinin öğrenilmesiyle kendiliğinden başlar. Ailenin veya çocuğun şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez.

Kanunda tek bir istisna vardır: Failin de çocuk olduğu ve fiilin sarkıntılık düzeyinde kaldığı durumlarda soruşturma ve kovuşturma, mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır (m.103/1, son cümle).

Uzlaştırma hiçbir hâlde mümkün değildir. CMK m.253/3, şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yapılamayacağını açıkça düzenler.

Dava zamanaşımı, suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir ve m.103/1'deki temel hâl için on beş yıldır (TCK m.66/1-d). Dosyadaki delillere göre nitelikli hâller de hesaba katılır (m.66/3); ağırlaştırılmış müebbet hapsi gerektiren 103/6'da süre otuz yıldır. Suç, çocuğa karşı üstsoy veya onun üzerinde hüküm ve nüfuzu olan bir kişi tarafından işlenmişse zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar (m.66/6). Somut süreyi zamanaşımı hesaplama aracıyla kontrol edebilirsiniz.

Soruşturma: ÇİM ve çocuğun ifadesi

Bu dosyalarda usul kurallarının merkezinde, çocuğun olayı defalarca anlatmak zorunda kalmaması düşüncesi vardır. Kanun bu amaçla birkaç güvence getirir:

  • Tek seferde dinleme: Suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk, maddi gerçeğin ortaya çıkması için zorunlu hâller dışında soruşturma ve kovuşturmada yalnızca bir kez dinlenir (CMK m.236/2).
  • Destek kişi: Çocuk dinlenirken psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanından bir meslek mensubu bulundurulur (CMK m.236/3).
  • Özel ortam: Savcı veya hâkim, ifadenin özel ortamda alınmasına ya da çocuğun şüpheliyle yüz yüze gelmemesine karar verebilir (CMK m.236/4).
  • ÇİM zorunluluğu: 103/2 kapsamındaki suçlarda çocuğun soruşturma aşamasındaki beyanı, Çocuk İzlem Merkezleri gibi bu amaçla hizmet veren merkezlerde, Cumhuriyet savcısının nezaretinde ve adli görüşmeci aracılığıyla alınır; beyan ses ve görüntüyle kayda alınır (CMK m.236/5).
  • Kayıtların gizliliği: Kayıtlar dosyada saklanır, kimseye verilmez; yazılı tutanağa dönüştürülerek taraflara ve avukatlarına verilir, kaydın kendisi ise yargı makamlarının gözetiminde izletilebilir (CMK m.236/7–8).

Çocuk İzlem Merkezleri, adli görüşme, tıbbi muayene ve gerekli işlemleri tek bir yerde ve mümkün olduğunca tek seferde yapmak için hastaneler bünyesinde kurulmuştur. Görüşme ayna odasında yapılır; savcı ve avukatlar görüşmeyi diğer odadan izleyebilir ve sorularını görüşmeci aracılığıyla iletebilir.

Mağdur çocuğun vekili yoksa istemi aranmadan baro tarafından bir vekil görevlendirilir (CMK m.234/2). Şüpheli bakımından da temel hâlde suçun alt sınırı beş yıldan fazla olduğundan, avukatı yoksa baro tarafından istemi aranmadan müdafi görevlendirilir (CMK m.150/3). Şüphelinin hakları için şüpheli ve sanık hakları yazımıza bakabilirsiniz.

Mağdur beyanının delil değeri

Bu suçlar çoğunlukla tanığı olmayan, kapalı ortamlarda işlenen suçlardır. Bu yüzden mağdur beyanı çoğu dosyada en önemli delil olur. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında mağdur beyanının hükme esas alınabilmesi için şu ölçütlere bakılır:

  • Beyanın ilk anlatımdan itibaren esasa ilişkin noktalarda tutarlı olması,
  • Olayın açığa çıkış biçimi ve taraflar arasındaki ilişki, varsa önceki husumet,
  • Beyanın adli tıp raporu, psikolojik değerlendirme, tanık anlatımları, mesaj kayıtları gibi diğer delillerle desteklenip desteklenmediği,
  • Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre anlatımın değerlendirilmesi.

Çocuğun travma etkisiyle ayrıntılarda zorlanması kendi başına beyanı değersiz kılmaz; tutarlılık olayın ana hatlarında aranır. Buna karşılık beyanın yönlendirilmiş olabileceği iddiası, ilk anlatımın kime ve nasıl yapıldığı ya da ifadenin usule uygun alınmaması gibi konular da savunmanın meşru olarak incelediği hususlardır. ÇİM kaydı bu noktada her iki taraf için de en sağlam dayanaktır.

Adli tıp raporları ve ruhsal değerlendirme raporları da dosyada ağırlık taşır. Bu raporların hangi tarihte, hangi yöntemle düzenlendiği ve olay tarihiyle ilişkisi ayrıca değerlendirilir. Usule aykırı elde edilen delillerin akıbeti için hukuka aykırı delil yazımıza bakabilirsiniz.

Kapalı duruşma ve gizlilik

Mahkeme, genel ahlakın kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde duruşmanın kapalı yapılmasına karar verebilir (CMK m.182). Uygulamada bu dosyalarda çocuğun kimliğinin korunması için duruşmaların kapalı yapılması sık görülür.

Reşit olmayanla cinsel ilişkiden (TCK m.104) farkı

On beş yaşını tamamlamış bir çocukla cebir, tehdit ve hile olmaksızın gerçekleşen cinsel ilişki m.103 kapsamında değil, m.104 kapsamında değerlendirilir. İki suç arasındaki fark ceza, şikâyet ve görevli mahkeme bakımından büyüktür.

M.103 VE M.104 KARŞILAŞTIRMASI
KonuÇocuğun cinsel istismarı (m.103)Reşit olmayanla cinsel ilişki (m.104)
Mağdur15 yaş altı her durumda; 15–18 yaş arasında cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen neden varsa15 yaşını tamamlamış çocuk; cebir, tehdit ve hile yok
Temel ceza8 yıldan 15 yıla kadar hapis2 yıldan 5 yıla kadar hapis
ŞikâyetAranmaz (fail çocuk ve sarkıntılık hâli hariç)104/1'de şikâyete bağlı
Ağırlaştırılmış hâl103/2–103/6Evlenme yasağı bulunan kişi veya koruyucu aile, evlat edinme öncesi bakım gibi ilişkilerde şikâyet aranmaksızın 10 yıldan 15 yıla kadar hapis (104/2–3)
Görevli mahkemeAğır ceza (sarkıntılıkta kural olarak asliye ceza)104/1'de asliye ceza; 104/2–3'te ağır ceza

On beş yaşını tamamlamış çocukta "fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği"nin gelişip gelişmediği tartışmalıysa, bu konuda sağlık kurulu raporu alınır. Rapor, olayın m.103 mü yoksa m.104 mü olduğunu belirleyebilir.

Fail de çocuksa

Failin de on sekiz yaşından küçük olduğu dosyalarda yargılama kural olarak çocuk mahkemesinde veya çocuk ağır ceza mahkemesinde yapılır ve TCK m.31'deki yaş gruplarına göre ceza indirimi uygulanır. 18 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren 7593 sayılı Kanun, m.31'deki yaş gruplarına göre uygulanacak cezaları değiştirdi, on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme raporu alınmadan düzenlenen iddianamenin iadesini öngördü ve mevzuattaki "suça sürüklenen çocuk" ifadesini "adli süreçteki çocuk" olarak değiştirdi. Suç tarihine göre hangi hükmün lehe olduğu (TCK m.7/2) bu dosyalarda ayrıca hesaplanmalıdır.

Görevli mahkeme, tedbirler ve kanun yolu

5235 sayılı Kanunun 12. maddesine göre on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara ağır ceza mahkemesi bakar. Temel hâlin üst sınırı on beş yıl olduğu için m.103 dosyaları ağır ceza mahkemesinde görülür. Sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerin temel cezası üç ila sekiz yıl olduğundan bu dosyalar kural olarak asliye ceza mahkemesine gider; nitelikli hâllerin görevi nasıl etkileyeceği ise somut dosyaya göre ayrıca değerlendirilir.

Ceza aralıklarının yüksekliği nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme gibi kurumlar, ancak çok sınırlı ihtimallerde gündeme gelebilir. Soruşturma sürecinde tutuklama veya adli kontrol kararları sık görülür; bu kararlara karşı itiraz süresi iki haftadır (CMK m.268). Hükme karşı istinaf süresi de gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m.273). Kanun yolları için istinaf ve temyiz yazımıza bakabilirsiniz.

Bir İzmir ağır ceza avukatı olarak bu dosyalarda ilk işimiz, ÇİM kaydını, tutanakları ve raporları tarih sırasıyla karşılaştırmak oluyor. Hangi tarafı temsil edersek edelim, usul kurallarına eksiksiz uyulması hem çocuğun korunması hem de doğru bir hükmün kurulması için gerekiyor.

Sık sorulan sorular

Aile şikâyetini geri alırsa dava düşer mi?

Hayır. Çocuğun cinsel istismarı şikâyete bağlı değildir. Tek istisna, failin de çocuk olduğu ve fiilin sarkıntılık düzeyinde kaldığı durumdur.

Çocuğun ifadesi mahkemede tekrar alınır mı?

Kural olarak hayır. Çocuk, maddi gerçeğin ortaya çıkması için zorunlu olmadıkça bir kez dinlenir. Kovuşturmada yeniden dinlenmesi zorunluysa bu da mümkün olduğunca ÇİM gibi merkezlerde, mahkeme veya naip hâkim aracılığıyla yapılır.

Bu suçta zamanaşımı ne zaman başlar?

Kural olarak suçun işlendiği günden başlar. Suç çocuğa karşı üstsoy veya onun üzerinde hüküm ve nüfuzu olan bir kişi tarafından işlenmişse, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

Mağdur çocuğa avukat atanır mı?

Evet. Mağdur on sekiz yaşından küçükse ve vekili yoksa, istem aranmadan baro tarafından bir vekil görevlendirilir (CMK m.234/2).

Tek delil mağdurun beyanıysa mahkûmiyet olur mu?

Yargıtay uygulamasında tutarlı ve samimi bulunan, olayın açığa çıkış biçimi ve diğer verilerle uyumlu mağdur beyanı hükme esas alınabilir. Beyanın esaslı çelişkiler içermesi veya diğer delillerle çelişmesi hâlinde ise şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır.

Kaynaklar

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.6, m.7, m.31, m.66, m.103, m.104 – mevzuat.gov.tr
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.150, m.182, m.234, m.236, m.253, m.268, m.273 – mevzuat.gov.tr
  • 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m.12 – mevzuat.gov.tr
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu – mevzuat.gov.tr
  • 6763 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 2 Aralık 2016) ve 7593 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 18 Ağustos 2026)
Av. Umut Tekin

YAZAR

Av. Umut Tekin

İzmir Barosu · Sicil No: 17343 · Mesleki bilgiler

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir. Her dosyanın delil durumu ve usul özellikleri farklıdır; somut bir olayda sonuç, dosyanın kendi koşullarına göre değerlendirilir.

Telefonla ara · 0533 593 99 21 WhatsApp ile yaz